17. Yüzyılın Hırçın Kadını: Artemisia Gentileschi


Tablo 1. Self Portrait as Allegory of Painting (La Pittura)

17. yüzyılda kadın bir ressam olarak başarı kazanmış ilk ve tek sanatçı olan Artemisia Gentileschi’nin zorlu hayatından bahsetmek istiyorum sizlere.

Artemisia’nın babası Orazio Gentileschi de bir ressamdı. Kariyerinin başlarında Michelangelo’nun izini takip etse de daha sonra Caravaggio’nun etkisi ağır basmıştır ve barok tarzında eserler vermiştir. Resim yapmayı babasından öğrenen Artemisia da doğal olarak Caravaggio’nun tarzını takip ederek barok sanatçısı olmuştur.

Öncelikle barok tarzından biraz bahsedelim. 1600’lerden 1800’lere kadar Avrupa sanatına hâkim olan, Rönesans döneminin aşırı kuralcılığına tepki olarak doğmuş bir sanat akımıdır. Barok sanatında hareketi, asimetriyi, eğri çizgileri görürüz. Kural tanımaz ve keskin çizgileri olmayan bir tarzdır.

Artemisia Gentileschi, 1600’lere hâkim olan bu barok tarzına uygun olarak, kadınların kabul görülmediği ressamlık mesleğine gönül verdi. Babası, onun en büyük destekçilerindendi fakat toplumsal baskılara göğüs germek aynı 2021 yılında olduğu gibi 1600’lerde de kolay değildi.

1611 yılında Artemisia’nın hayatını sonuna dek değiştirecek bir olay oldu. Babası, kızının kariyerine destek olması için onu Agostino Tassi’nin atölyesinde çalışmaya gönderdi. Agostino Tassi ve arkadaşı Cosimo Quoris, Artemisia’ya tecavüz etti. Bunun üzerine Tassi, Artemisia’ya evlenme vaadiyle telkin eder fakat çok kısa süre sonra evlenmekten vazgeçtiğini söyler.

Şimdi bir durup düşünelim. 1611 yılında yaşayan bir kadınsınız, ressam olmak istiyorsunuz ama bunun için okula bile gidemiyorsunuz çünkü kadınlar sanat okullarına alınmıyor. Kadınların resimleri güzel göstermek için kullanılan nesnelerden başka bir şey olmadığı bir dönemden bahsediyoruz. Ve ustanız diye kabul ettiğiniz kişi size tecavüz ediyor. Evleneceğinizi söylüyor, yaşadığınız tüm acı ve korkuya rağmen bu sizi biraz da olsa rahatlatıyor çünkü tecavüze uğramış bir kadın olarak başka şansınız olmadığını düşünüyorsunuz. Sonra bu korkunç adam bundan da vazgeçtiğini söylüyor. Şimdi ne yapacaksınız? Hayata nasıl devam edebilirsiniz?

İşte bu noktada Artemisia’nın asla vazgeçmeyen, pes etmeyen karakteri ve kocaman destekçisi babası devreye giriyor. Babası Orazio, Tassi’yi kızına tecavüz etmekten ve hırsızlıktan dava ediyor. Yedi aylık mahkeme süreci Artemisia için bir işkenceye dönüşür. Doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için vidalarla parmakları ezilir (Bir ressam için bunun ne kadar korkunç olduğunu düşünün). Genital muayenelere sokulur, toplum tarafından namussuz olmakla ve Tassi’yi baştan çıkarmakla suçlanır… 1612 yılında mahkeme bir karar verir. Tassi beş yıllığına Roma’dan sürülecektir fakat papa tarafında sanatsal yeteneğinden ötürü koruma altına alınır. Bu kadar acı hiçbir şey içindir. Üstüne artan dedikodulara ve baskılara dayanamayan babası Artemisia’yı zorla Pierantonio Stiattesi ile evlendirir. Çift, Floransa’ya taşınarak her şeyden biraz uzaklaşmaya çalışır.

Artemisia’nın resimlerinin ana konularının genellikle saldırılan, tecavüz edilen ya da intikam alan kadınlar olması da bu yaşadıklarındandır.

Kariyerinin en iyi zamanları Floransa’da Accademia delle Arti del Disegno’ya kabul edilen ilk kadın olduğu zamanlardır. Bundan sonrasında kocasıyla yaşadığı problemlerden, yeterince iş alamamasından sürekli yer değiştirmiştir. 1656’da Naples’da vebadan hayatını kaybettiği düşünülüyor.

JUDITH SLAYING HOLOFERNES


Tablo 2. Judith Slaying Holofernes

Artemisia’nın en etkileyici eserlerinden biridir. Bu resmin konusu Eski Ahit’ten bir hikâyeye dayanır. Hikâyeye göre Asurlu General Holofernes, Judith’in memleketi Bethulia’yı yerle bir etmek üzeredir. Judith güzelliğini ve çekiciliğini kullanarak General’in çadırına ulaşmanın bir yolunu bulur, onu sarhoş eder ve kafasını keserek öldürür. Bu resimde de Judith’i Holofernes’in saçlarından sertçe tutmuş, kılıcı boğazından geçirirken görürüz. Bu sahne Caravaggio gibi birçok sanatçı tarafından resmedilmiştir fakat bana göre Gentileschi versiyonunu bu kadar özel kılan iki sebep vardır:

1. Hiçbiri Artemisia’nınki kadar vahşi değildir.

2. Judith’in yerine kendini, Holofernes’in yerine de tecavüzcüsü Tassi’yi resmetmiştir.
Kadının gücü temasını fışkıran kanlarla; donuk, ölü gözlerle, kararlı ve sinirli yüzlerle, vahşice işlemiştir Gentileschi.

Mary Garrard bu resim için “sanatçının özel ve belki de bastırılmış öfkesinin katartik bir ifadesi”, Judith karakteri içinse “erkeksi suçları cezalandıran sosyal olarak özgürleşmiş kadın” demiştir.

Griselda Pollock ise “Resmi Artemisia’nın (tecavüz) deneyimine açık göndermelerinden çok, sanatçının hayatındaki olaylara yüceltilmiş tepkilerinin bir kodlaması olarak okumalısınız.” der.

Artemisia Gentileschi’nin hayat hikâyesinde beni en çok etkileyen şey, 1610’lardan bu yana toplumda kadının yerinin çok az değiştiğini görmek olmuştur. Hâlâ bir yerlerde kadınlar güvendikleri insanlar tarafından tecavüze uğruyor. Bu tecavüzlerin üzeri evlilikle kapatılmaya çalışılıyor ve çoğu zaman kapatılıyor. Kadınlar tecavüzcülerini dava ettiğinde çok az ceza alıyor, bazen hiç ceza almıyor birilerinin koruması altına girip… Hâlâ kadınların sadece kadın oldukları için bazı meslekleri yapması uygun görülmüyor, yaparsa da tecavüz edilmeyi hak etmiş oluyor.

İnsanlık, teknoloji, medeniyet bu kadar gelişmişken neden kadınlara yapılan bu zulüm durmuyor?

00zero

  • https://ip169.ozelip.com:10977