BİR SALGININ ETKİLERİ

Milyarları etkileyen bir salgın, yaşamımızı değiştiren, tehdit eden, korku salan. Hepimizin yaşantısının yeni iç yüzü. Bu salgında bireylerin değil de toplumun genelinin üzerindeki tesir, bu makalede.

GİRİŞ

İnsanlık tarihi düşünüldüğünde birçok yıkıcı talihsizlik yaşandığı bilinmektedir. Ancak hiçbir doğa felaketi -deprem, sel, yangın- insan zihninde bir salgın hastalık kadar canlı anılar[1] bırakmamıştır. Büyük orman yangınları bir anda başlar büyüklüğüne göre kontrole alınma süresi değişse de sonuçları tahmin edilebilmektedir. ‘İnsan kendisine değen şeyi görmek, tanımak, hiç değilse sınıflandırmak ister.’[2] Salgın hastalıklara sebep olan virüs ya da bakterinin görünebilir olmayışı, toplumlarda herhangi bir doğa felaketine karşı duyulan korkudan daha büyük bir korku yaratmaktadır. Covid-19 pandemi süreci dünyayı daha önce etkisi altına almış olsa da Türkiye’de ilk resmi vaka 11 Mart[3] tarihinde duyuruldu.  İlk resmi vakanın duyurulması Türkiye’de ‘el sıkışmanın bile risk haline geldiği’[4]bir sürecin başlangıcı olmuştur.

Bu çalışmamda Covid-19 pandemi sürecinin toplumların siyaset, eğitim, ekonomi gibi kurumlarını nasıl etkilediğini, süreçte ne gibi değişikliklerin yaşandığını, nasıl söylemler üretildiğini anlamaya ve aktarmaya çalışacağım. Bu anlama sürecimi temel olarak Elias Canetti’nin Kitle ve İktidar metni ile Richard Sennett’in Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada ve Otorite metinleri üzerinden kuracağım. Ayrıca süreci anlamlandırmama yardımcı olacağını düşündüğüm Frank Furedi’nin Korku Kültürü ile Ivan Illich’in Sağlığın Gaspı metinlerine de başvurarak Türkiye ve dünya genelinde Covid-19 pandemi sürecini değerlendirmeye çalışacağım.

  1. Pandemide Siyaset

Liyakat yokluğunu oldukça güçlü hissettiğimiz yakın geçmiş Türkiye’sinde siyaset de bu durumdan etkilenmeden kurtulamayacaktı elbette. Eksiklikleri olağan durumlarda görmek zor olabilir ancak bu olağanüstü pandemi sürecinde belki sürecin de kattığı hassasiyet ile cumhuriyetin sadece sözde kalmış olduğunu oldukça açık bir şekilde gördüğümüzü düşünüyorum. Yönetimdeki emir-komuta zincirini ve yarattığı sonuçları birkaç örnek üzerinden değerlendireceğim. İlk örneğim yakın tarihte gerçekleşen sokağa çıkma yasağı ilanı ve bu kararın iptali üzerinden olacak. Haber[5] içeriğinde de görüldüğü üzere 6-7 Haziran tarihleri için İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan sokağa çıkma yasağı, ertesi gün Cumhurbaşkanı tarafından bürokrasiye yakışmayan bir tutumla sosyal medya üzerinden iptal edildi. ‘Emir ne tartışılmalı ne açıklanmalı ne de sorgulanmalıdır.’[6] diyen Canetti’ye görebu iptal kararının tartışılmadan kabul edilmesi emrin doğası gereğidir. Bir diğer örnek ise Sağlık Bakanı’nın süreç ile ilgili günlük olarak yaptığı basın açıklamalarında göze çarpmaktadır. Sağlık bakanın günlük olarak verdiği röportajlarda gazeteciler tarafından sorulan sorulara kendi yetki alanı içinde olsa dahi cevap veremediği anlar oldu.[7] Bu anlarda ağlık bakanının içinde bulunduğu huzursuzluğu yüz ifadesi bizlere yansıttı. Emrin bileşenleri olarak moment ve sızıyı işaret eder Canetti. ‘Moment, emri alanı eylemde bulunmaya, emrin içeriğine uygun olarak eylemde bulunmaya zorlar; sızı da emre uyanın içinde kalır.’[8] Sağlık Bakanı’nın sorulara cevap veremediği anlarda yüzündeki ifade emrin yarattığı sızının bir yansıması değil midir?

  • Pandemide Eğitim

Pandemi sürecinde eğitimin hemen hemen her kademesinde uzaktan eğitim yöntemiyle eğitime devam edilme kararı alındı. Bu karar sonucunda teknoloji alanındaki altyapı yetersizlikleri, eğitim personelinin sürece hazırlıksız yakalanarak uyum sağlayamamasından dolayı yaşanan aksaklıklar, öğrencilerin uzaktan eğitim için gerekli olan materyallere ulaşımında yaşanan sorunlardan dolayı eğitimde fırsat eşitliğinin zedelenmesi gibi farklı sorunlar yaşandı. Ancak gündeme gelen olayların hiçbiri beni Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı’nın öznesi olduğu olay kadar karamsarlığa itmedi.[9] Yaşanan bu olay beni farklı açılardan huzursuz etti. Bu huzursuzlukların en basit sebebi olarak teknolojinin bu kadar gelişmiş olduğu çağımızda bir dekanın teknolojiye bu denli uzak nasıl kalabildiği sorusuydu. Eğitim-öğretim veren personel kendi eksiklerini kapatıp çağın gerektirdiği yeniliklere uyum sağlayamıyorken nasıl olur da bilgi aktarımında bulunup yeni nesli eğitebilirdi? Söylediğim gibi bu olayın en masum yönü bu olsa gerek. Olaydaki daha vahim durum ise neredeyse ‘taciz’ boyutunda söylemler ve eylemler üreten bir zihniyetin öğretim elemanı olarak aramızda bunca yıl görev almış olmasıdır. Olağan süreçte üstünün kapatılacağına şüphe duymadığım bu olay pandeminin sebep olduğu panik ortamı nedeniyle dekanın istifası ile sonuçlanmıştır.

  • Pandemide Ekonomi

Dinamik bir yapıya sahip olan günümüz ekonomik sistemi kapitalizm Covid-19 pandemi sürecinden en çok etkilenen alanlar içerisinde yer almaktadır. Pandemi süresince neredeyse durma noktasına gelen üretim, artı değer üretimi sayesinde kendisini büyüten sermayenin zorlu günler geçirmesine sebep olmuştur. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya genelinde sermayenin büyük çoğunluğunu elinde bulunduran ülkeler bu süreçte ilginç açıklamalarda bulunarak bana göre sistem eleştirisinde bulunmuşlardır. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un pandemi sürecinde Afrika ülkelerinin borçlarını silme fikri bunlardan bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Habere[10] göre diğer Avrupa ülkelerine de çağrı yapan Macron, uzunca bir zaman kendi sömürge toprakları olan Afrika ülkelerine pandemi sürecinde yardım etme çağrısında bulunuyor. Doğal zenginlikleri, yerlilerin zamanlarını, yerlilerin bilek güçlerini hep alan kapitalist sistemin, ayrım yapmaksızın herkese adil davranan bir virüs karşısında ‘ilkel’ olarak tanımladıkları topluluklar gibi bir şeyler vermeyi düşünür olmaları ölüm karşısında insanın çaresizliğini yansıtmıyor da ne yapıyor?[11] Bir diğer haberde geçen ‘eşitlik’ kavramı kapitalizmin ana çarkı sayılan bir ülkenin başkanı tarafından kullanılıyor. Haberde[12] Dünya Sağlık Örgütü’nün üyesi olan ülkelere eşit davranmadığını tehditkâr bir tavırla dile getiren ABD başkanı Trump eşitsizliğin pik yaptığı bir ülkenin başkanı olduğunu unutmuş görünüyordu.

Marcel Mauss, ‘insanların eşitsizlik sonucu yabancılaşmak yerine birlikte ritüel icra ederek birbirine bağlandığına inanmıştı.’[13]Dünya ekonomisinde önemli yere sahip olan iki ülke yöneticisinin insanlığın çaresiz kaldığı Covid-19 pandemisi sürecinde yaptığı bu açıklamalar kapitalizm eleştirisi, eşitliği savunan sosyalizm güzellemesi gibi değil mi sizce de?

  • Pandemide Bilim

Pandemi süresince kafa karışıklığının en çok yaşandığı alan bence bilim oldu. Bu kargaşada medyanın da yadsınamayacak bir etkisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hemen hemen her gün farklı bir televizyon kanalında ‘uzman’ kişiler tarafından saatler süren tartışmalar sayesinde toplum olarak bizler de kime, hangi bilgiye inanacağımızı bilemez olduk. Bir tarafta beslenmenin bağışıklığı güçlendirdiği bilgisi ile sakatat ürünleri virüsten sizi korur diye açıklama yapan kişiler[14] ki bu kişilerin uzmanlığı virüsler, bakteriler ya da mikroorganizmalar üzerine değil. Diğer tarafta aynı şekilde uzmanlığı dışında yorum yaparak ‘Türk Geni’ diye bir kavram üzerinden virüsün Türkiye’de salgın derecesine ulaşamayacağını dile getiren kişilerin[15] verdiği bilgiler. Bu kişiler medyada tanınır birer yüz olmalarının verdiği özgüvenle topluma yanlışı doğrusundan fazla bilgiler vererek toplumda oluşan kafa karışıklığının önemli birer aktörü oldular. Neyse ki uzmanlığı dışında bilimsel verilerden bağımsız yorum yapan bu kişilerin varlığı kadar klinik sonuçlar ışığında toplumu kargaşaya sürüklemeyecek bir tavırla bilgiler veren uzmanlar da yok değildi.[16] Sonuç olarak Furedi’nin de belirttiği üzere ‘bilginin inanılmaz biçimde arttığı, toplumun doğru ya da yanlış aşırı biçimde bilgi yüklü hale geldiği ve insanların neye inanmaları gerektiğini bilemedikleri’.[17] bir süreci hep birlikte yaşamış olduk.

  • Pandemide Meslekler

Sağlık çalışanları yazmak istemiyorum, özellikle doktorlar pandemi sürecinde toplumumuzun en kutsal mesleği halini alarak neredeyse tanrılaştırılmaya doğru bir ivme kazandı. Sürecin başından itibaren bu denli yüceltilmelerine anlam veremedim. Bu yüceltilmenin en somut örneğine ise sağlık bakanı tarafından gündeme getirilen ‘alkış eylemi’[18] ile hep birlikte şahit olduk. Salgın süresince temel gıda maddelerimizi kapımıza kadar getiren kuryelerden, şehirlerin düzenini sağlayan belediye personellerinden, her gün üretim yapmaya devam eden fırıncılardan farkları ne olabilirdi doktorların? Bu soruyu anlamlandırmama yardımcı olabilecek birkaç satırı Richard Sennett’in Saygı metninde bulduğumu düşünüyorum. ‘Çünkü onların becerileri anlaşılmazdı, üzerinde etki yarattıkları kimseler yalnızca seyircileri, kulları olabilirdi.’[19]Sennett’in ‘onlar’ diye söz ettiği grup, mesleğinde uzmanlaşmış kişilerdi. Uzman kişilerin mesleklerinde profesyonelliği anlaşılmayan, gizli bir sürecin sonunda elde ettiklerini de ‘Uzmanlaşmış yetenek evrimi sırasında kabiliyetini diğerlerinin anlamasının güç olduğu bir profesyonelin gizemini ortaya çıkardı.’[20] bu cümle ile vurgulamıştır Canetti. Bu birkaç cümle doktorların toplum tarafından neden bu kadar yüceltildiğini anlamama yardımcı oldu. Doktorların mesleki eylemleri toplum için bilinmeyen, anlamlandırılamayan eylemler bütünüydü. Bir kuryenin yaptığı iş oldukça basit ve anlaşılabilirdi, kendisine verilen ürünleri söylenen adrese teslim etmekten ibaretti görevleri. Ancak doktorun beyaz önlük içinde sınırlı bir alan içerisinde yaptığı eylemlerin anlaşılması bu kadar basit değildi elbet. Sennett’in cümleleri özelinde doktorların kutsallaştırılması yetenekleri ile kazandıkları saygıdan kaynaklanıyordu. Neden doktorlar sorusunun cevabını metinler bulmama yardımcı oldu ancak kesinlikle toplumun çoğunluğu gibi düşünmediğimi belirtmek istiyorum. ‘Hastalıkların evriminin araştırılması sonucunda, doktorların, son yüzyılda salgınlar üzerinde, eski zamanlardaki rahiplerden daha fazla etkili olmadığı ortaya çıkmıştır. Salgınlar, her ikisi tarafından da lanetlenerek ama hiçbiri tarafından bir şey yapılmadan gelmiş ve gitmiştir.’[21] Bu cümlelerin sahibi Ivan Illich kadar keskin değil düşüncelerim ancak olağan ya da olağanüstü süreçlerde her meslek gurubunun ücret karşılığı işlerini yaptıklarını unutmamamız gerektiğini gönülden savunuyorum.

SONUÇ

İnsanlık, lineer tarih anlayışı bağlamında geçen her yılın, geliştirilen her yeni teknolojinin, icat edilen her yeni elektroniğin ya da dünya dışı gezegenlere seyahat planlamanın ‘gelişmişlik, daha iyiye gidiş’ olduğuna kendini inandırsa da göremediğimiz küçük bir virüsün karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğimizin farkına varmış olmalı Covid-19 pandemi sürecinde. İnsanın değerleri neler olmalı, iyi-kötü hangi fikirlerin üzerine temellendirilmeli, hep daha fazlasını isteyip emeğin değersizleştiği bu ekonomik sistem insanlık için tek ve değişmez bir gerçeklik mi yoksa daha adil bir dünya düzeni mümkün mü? Umuyorum ki coronavirüs bu soruların ben hariç herkesin zihninde oluşmasına yardımcı olmuştur.

allah belanı versin bay said

KAYNAKÇA

Canetti, E. (2006). Kitle ve İktidar. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Furedi, F. (2001). Korku Kültürü. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Illich, I. (2011). Sağlığın Gaspı. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Sennett, R. (2005). Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.


[1] Elias Canetti, Kitle ve İktidar (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2006)

[2] Elias Canetti, Kitle ve İktidar (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2006)

[3] https://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiyede-ilk-koronavirus-vakasi-tespit-edildi-466216.html

[4] Frank Furedi, Korku Kültürü (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2001)

[5] https://www.cnnturk.com/turkiye/6-haziran-sokaga-cikma-yasagi-iptal-mi-edildi-hafta-sonu-kisitlama-var-mi

[6] Elias Canetti, Kitle ve İktidar (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2006)

[7] https://www.youtube.com/watch?v=TfUjH6_bM48

[8] Elias Canetti, Kitle ve İktidar (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2006)

[9] https://www.youtube.com/watch?v=UhloSxfGIYU

[10] https://tr.euronews.com/2020/04/13/fransa-cumhurbaskan-macron-karantina-suresini-11-may-s-a-kadar- uzattigini-acikladi

[11] Richard Sennett, Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2005)

[12] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-ve-dunya-saglik-orgutu-arasindaki-kovid-19-savasi-suruyor-/1797972

[13] Richard Sennett, Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2005)

[14] https://www.iha.com.tr/haber-canan-karatay-kelle-paca-korona-virusu-onler-826463/

[15] https://www.youtube.com/watch?v=Hu_rQnylbRo

[16] https://twitter.com/CaKizil/status/1268976816271831040

[17] Frank Furedi, Korku Kültürü (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2001)

[18] https://www.birgun.net/haber/saglik-calisanlarina-destek-icin-alkis-eylemi-292428

[19] Richard Sennett, Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada ( İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2005)

[20] Richard Sennett, Saygı, Eşit Olmayan Bir Dünyada (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2005)

[21] Ivan Illich, Sağlığın Gaspı (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2011)

  • https://ip169.ozelip.com:10977