Çok Yazık, Tek Derdimiz Kimsemiz

İlk ne zaman başladı bu acı? İçim şimdiden daha az yanmadı hiçbir zaman. Ellerimle kanamayı durdurmak için bastırıyorum yarama oysaki hiç sevemedim ben bu yaşamı. Hep gitmek istedim, yok olmak, bunun gibi birçok istek. Sanırım bana ve benim kararlarıma ait olarak yaptığım tek iş öldürmek olacaktı kendimi. Şimdi bunu bile yapamadan gidiyorum. Şayet kurtulur ve kendimi toparlarsam yapacağım bu olacak. Kendimi kendime verdiğim sözlerle sonsuz uykuma yatıracağım.

Nasıl kurtulamadım? Niçin kimse duymadı sesimi? En başında yalnızdım, son anımda bile yalnızım. Kendi başıma çabalarken tutunmak için kayboldum sanki. Şimdi son nefeslerimde “Kime ulaşmak istersin?” deseler “Daha fazla ölüme gücüm yok.” der, susarım. Bilirim ki kime duyursam sesimi, hayallerin içinde öldürecek beni. Böylesi daha acısız. Kimsenin gözünden en zor anımda görmek istemem kendimi. Kimseye tekrar tekrar vermem o gücü. Belki tekrar hatırlarsam yaşanan günleri, ilk kimsesiz olduğuma emin olduğum günü, nefretime tutunur, yaşarım.

Tek şansımdı bu telefon, kimseye güvenemezdim. Ne polise ne yanımdakilere güvenebilirdim. Tek atışta kurtarıcılarımı ve yaralarımı saracak, sesimin tonundan ben yardım demeden anlayacak kişileri aramalıydım. Aradım, yaptım bunu ve en çok da o zaman kırıldım. Yüzüme kapanan telefon hem son şansımı elimden almış hem de beni kimsesiz bırakmıştı. Her nerede olursam olayım yardım dilenecek tek insanım yokmuş. Oysaki benim yaşadıklarımdan sonra kendime gelememem gerekmez miydi? Neden olanlar canımı kimsesizlik kadar yakmadı? İşte ben o gün büyüdüm. Yıllarca kendime gelemedim. Ama bir o kadar da kendimde kaldım. Ne çok haber görüyorum, okuyorum. Kendine gelemeyen onca kadın… Bilmiyorlar ki o acılar bile düzeliyor. Geri kalan iğrenç anılar olmak zorunda değil ki. Bak bana, her yerim kanıyor ama tek hatırladığım yüzüme kapanan telefon. Kimsem yoktu, kendimi kurtardım. Şeytani zekâmla sıyrıldım ve hepinize inat ayakta durdum. Birçok parçam eksik olsa bile.

Peki ya şimdi kazara ölüme giderken sesimi niye duyuramıyorum? Düştüğüm bu yerden beni kim bulacak? Kapımı ne zaman biri çalar peki, çalan ne zaman inat eder bana sesini duyurmak için? Adım kadar eminim ki kokumu alan komşum şikâyet eder beni yöneticiye. Kesinlikle önemsendiğim için değil de ölü bedenimin vermiş olduğu sinirle açılır kapım. Küçük, saniyelik haberler ile veda eder varlığım evrene.

Kendim yapsam nasıl olurdu, bilir misin? Uzun ve ıssız uçuruma bırakırdım kendimi. Altında bedenimi saran dingin deniz, içi bedenimi parçalamakla görevli balıklarla dolu.

Hayal meyal hatırlıyorum telefondan gelen sesi, cevabımı hatırlamıyor ve uyuyorum kendimce. Öldüm mü şimdi? Daha kendime kimse olamamışken. Çok yazık…

lilithinkızı

  • https://ip169.ozelip.com:10977