Kalem

dirilin, dedi iskeletinizden
üşüdüğünüz adımlarla ısınacak içiniz

karalama defteri ruhun kabuğu
ve mümkün değil incitmeden
sözcüklere bölmek renkleri

gerçeğin kanatları altında -zaman
uyunmuyor
herkes kendi adını biriktiriyor kum saatine
göğün gözünde herkes -bir
damla
kan
ve okşanmak için
değil
duvarlar

duymuyorsan gerçek olanı
senden bir an değil sesin
an ile bütün
değil

kalbim dinamit kuyusu*
biliciler yazıyor buzdan pençeleriyle tarihi
yirmi birinci yüzyılda -hâlâ
mürekkep yerine kan
ve en büyük güç boğazına kadar para

-her şey normalmiş taklidi yapıyor…
burası görüntüler dünyası,
bugün ne giymese acaba küçük kızlar?
paravanlara voltaj yüklense biraz
âşık olabilirdi ev’siz birine altın prenses!

küçük adamlar sivriltip dişlerini
kimin büyük, güzel düşlerini ısırmasa…
olur mu büyük patronun gözüne girmemek!

incitmeden
yazmak kalemi
mümkün mü? –

penceremde güvercin masalları
rapunzel değilim, diyorum
göz içinde aynalar…
Tanrı’m, ver bana ayaklarımı!
uzun bir yürüyüş için…
bağlaçsız gülümseyelim
hiçbir şey
normal
değil

kuyruklu bir yıldızdan düşmüş
-tüm
paramparça çocukların
göğsünde
sabahlıyorum

içimden
damla damla su
yürüyor…

sis’li geçmiş yüzümün ardı
dört duvar arası çelimsiz rüzgârlar
alnını güneşe dayamış
melankolik bir bulut
parmak uçlarımda

otuz yıl oldu öleli
doğumumu bekliyorum

kaç deniz sığar küçücük bir balığa,
bilmiyorum.
hangi fırtına göğü içinde
susar

baş ucunda melekler…
cennetin kokusuyla
dirilir kalbin

bir geceye, bir güne
kendi etrafında dönerken
her gün başka -uyanıyor ateş
su başka…

*Şiiri yazarken şiirde geçen bu dizenin Ahmed Arif’in bir şiirinin adı olduğundan bihaberdim.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                          yedinci dem

  • https://ip169.ozelip.com:10977