Kölelik Eğitim ve Teknik



1865 yılında Amerika’da kölelik kaldırıldı. Peki bu nasıl ve neden oldu?

Ülkede Afrika’dan zorla getirilip köle yapılan insanlar, genellikle tarımda kullanılıyorlar ve devasa bir ülkeye devasa bir gelir sağlıyorlardı. Fakat artan sanayileşme ile beraber ülkenin daha çok kuzey eyaletlerinde ekonomi tarıma dayalı olarak ilerlememeye başladı. Sanayide köleleri kullanmak olanaksızdır. Tarıma göre yaptıracağınız işler daha karmaşık. Sürekli gelişen ve çalışana da yatırım yaptığınız bir üretim şekli.

Bundan dolayı kölelerin varlığındansa alt sınıfın daha geniş olması sanayicilerin lehine olacaktır.
Bu, köleliğin kaldırılması için toplumun üst kesiminin ve dolayısı ile devletin fikrini değiştirmeye yetti. Böyle bir mevzuda halkın hatırı sayılır miktarda desteğini almak da zor olmayacaktır. Zaten bu dönem, insanların popülizme ve benzeri fikirlere kapılmaya başladığı, Batı dünyasında insan sınıflarının bireylerce çokça sorgulandığı ve harekete geçtiği dönemdir.

Peki, olay nasıl gelişmiştir? Popülist düşüncelere sahip samimi insanlar tarafından mı yoksa sanayi toplumunun kölelikle yürümeyeceğini fark eden devlet tarafından bir şekilde halk desteği de alınarak mı yapılmıştır?

Şu bilgiyi de verelim: Başkan Lincoln başkanlık vaadi olarak köleliği tüm ülkede kaldırmayı sunmuştur. Hâlihazırda bazı kuzey eyaletlerinde kölelik zaten yasaktır ve bu fikir sayesinde kırsal kesimin, ekonomisi tarıma ve kölelere bağlı insanların yani ekseri güney kesimin oylarını kaybeder. Buna rağmen ekonomisi daha çok sanayiye dayalı yerlerde Lincoln kazanır. Bununla birlikte güney eyaletleri birer birer bağımsızlıklarını ilan edip bir konfederasyon adı ile Birleşik Devletler ile savaşa girer. İç savaş dört yıl sürer, sonunda kölelik kaldırılır ve köleliğin kaldırılmasından beş gün sonra Lincoln suikast sonucu öldürülür.

Olayı tetikleyenler nelerdi?

Sınıf ayrımından bunalan Batı dünyası ve bununla beraber çıkan popülist ideolojiler. Sanayiye dayalı gelir kaynakları devasa ölçülerde olan ve Amerika’da eğitilmiş özgür köleler isteyen zengin ve nüfuzlu insanların yönetimde ciddi söz sahibi olduğu Amerika Birleşik Devletleri.
(Öyle ki modern tarihin en zengin insanı, John Rockefeller, bu dönemde yaşamış ve Lincoln destekçisi olmuştur.)

Olay, bu tetikleyicilerin sadece biri kanalı ile gerçekleşmedi. Ne sadece kötü adamlar kendi emelleri için ideolojiye sahip insanlar üretti ne de popülist ideallere sahip insanlar kanlarını ve canlarını feda ederek köleliği ortadan kaldırdı. Ortada olası bir olay vardı, bu olayın gerçekleşmesi iki kesimin de ortak amacıydı ve birbirlerini isteyip istemediklerini düşünmeden bu olayı gerçekleştirdiler.

Sonucunda neler oldu? Paranın yaptırabildiği şeyler muazzam derecede arttı, artık zengin kişiliklerin kendi içinde organize etmesi gereken iş yükü çok ciddi azaldı. Çünkü her şey için vasıflı ve para ile iş yapmak isteyen insanların sayısı oldukça arttı. Bununla beraber ilgilenebileceği iş hacmi arttı ve dâhilinde zenginliği arttı.

Ve Eğitim

Eğitim oranı Batı dünyasında yüzde yüzlere kadar çıktı. Bu döneme kadar eğitim; bilim adamı, âlim denecek kişiler ve soyluların arasında toplumun çok küçük kesiminin elindeyken artık ilim denilen şeye herkesin erişimi var gibi görünüyordu.

Peki, toplum değişmiş miydi? Eğitim gören halk önceden eğitim görenler gibi mi yaşıyordu? Herkesin kendine ait bir işi, müessesesi mi vardı? Hayır, toplumda yine fakirlik vardı ve alt sınıfın adı değiştirildi. Ona ecir dendi, hafta sonu iki gün tatil verildi, sabahtan akşama kadar çalıştırılıp sonrasında serbest bırakıldı ve on yıl para biriktirirse kendi evine bile sahip olabileceği bir toplum oluştu.

Ve eğitime ne oldu? Bu olaylar halkın eğitim içinde geçirdiği süreyi şüphesiz arttırdı. Peki halkın eğitim düzeyi arttı mı? Eğitim müesseseleri eskisine oranla daha kaliteli eğitim verdi mi? Eğitilmiş insan oranı ile hırsızlık, tecavüz, darp, cinayet ve benzeri suçların ters orantılı olacağını varsayarsak eğitim kalitesi kesinlikle artmadı, daha önce yaşanan pek çok çağda bundan çok daha iyi oranlar görmüştü insanoğlu.

Gelir Dağılımı

Bir yerde yirmi insan varsa ve bunların biri efendi, on dokuzu köle olursa o efendi ile diğer on dokuz köle arasında çok ciddi bir varlık farkı olacaktır. Buna istinaden eğitimin halka nüfuzu artsa idi gelir dağılımı da daha dengeli olacaktı ama bugün görüyoruz ki dünya servetinin yarısından çoğu yüzde birden daha küçük bir kesimin elinde ve bu dengesizlik her gün daha da artıyor.

Aile kurumunu gözden geçirelim. Eğitilmiş insanların kuracağı ailenin temelleri daha sağlam olur ve son yüzyıldaki boşanma oranlarına ve gayrimeşru çocuk oranlarına bakarsak aile kurumunun hâlinin de vahim olduğunu görebiliriz. Bu durumda eğitim yine gelişmemiş hatta berbat olmuş görünüyor.

Fakat teknik kıstaslı bakarsak işte o zaman eğitimin bir şeylere yaramış olduğunu görüyoruz. Erken ölüm oranları hiçbir çağda görülmemiş kadar düşük. Ulaşım imkânları, yine hiçbir çağda böylesi görülmedi; iletişim, hakeza öyle.

Teknikte bu kadar ilerideyken toplumumuz teknik konuların dışında kalan maddelerde hiçbir çağda dünyanın batamadığı kadar dipte. Bu tezadın nasıl tanımlanması gerekir?

Nasıl teknik insanların mabudu hâline geldi ve insan diğer her şeyi bırakıp sadece ona yöneldi?

Belki şöyle tanımlayabiliriz: Teknik bilimleri, onu elinde bulunduran insanlar tarafından silah olarak kullanıldı ve bu teknik yardımı ile önce savaşta, sonra fikirde diğerlerine galip geldiler ve bu süreçte barbarca öldürülen halklar oldu.

(Afrika’da zorla esir edilip Amerika’ya gidenler, Kuzey Afrika’da zorla sömürgeleştirilenler, Malezya’da bisikletli askerlerce katledilenler, Balkanlarda toprağından sürülenler, Libya’da idam edilenler, Hindistan’da iki yüzyıl gık çıkartmadan sömürgede kalıp silah kullanmadan sömürgecileri yurttan çıkartıp yine sırtından bıçaklananlar, Afganistan’da yüzyıldır farklı kutuplarca işgal altında kalanlar, Sincan’da şu an dahi tekniğe alenen tapanlar tarafından esir tutulanlar, imparatorluk tahtından indirilip sürgüne gönderilenler, canından ve malından dolayı değil, toprağının altındakinden dolayı esir tutulanlar, yaşadığı yer başkasına vadedildiğinden dolayı öz vatanında esir olanlar, teknik ilimleri ve gücü elinde bulunan insanlarla ihanet anlaşmaları yapıp ruhlarını tekniğe satıp onların gölgesinde hâkimiyet kuranlar altında yaşayanlar ve ufacık bir kara parçasında yedi düvele karşı vatanını savunanlar.)

Bu mazlum ve mağdur milletlerin hepsinde birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan milliyetçilik zuhur etti ve asıl düşmanı unutup birbirleri ile savaştılar.

Bununla beraber kendi benliğinden; gelenek, görenek ve hatta dininden tiksinen, güçlü olana özenen ve onun gibi olmayı marifet sayan bir kesim zuhur etti. Ve bu milletler kendilerine olan inançlarını kaybettiler. Yenildikten sonra kaç defa daha yenilebilirlerse o kadar daha yenildiler.

Bu tekniğin tokadını yemiş insanlar, teknikten korktular ve hayatta kalmanın tek yolunun teknik denen şeyi kavramak olduğu kanaatine vardılar. Bir sürü toplum, kültür, inanç, fikir bu yolla tek tipleşti, eridi ve yok oldu. Birçok millet dibine doğru, daha fazla düşemeyeceği kadar aşağılara düştü.

Ve her şeyin döngülerle seyrettiği bu dünyada dibi görenin yüzünü yukarıya çevirmesi ve çukurdan çıkması kaçınılmazdır.

hatay president

  • https://ip169.ozelip.com:10977