Röportaj: mahlassızım

robnaja: mahlassızım bir Kafa Sözlük yazarı. Peki sizin ağzınızdan da bir tanım duyalım. Kimdir ‘mahlassızım’?

mahlassızım: mahlassızım; sessiz, sakin çoğunlukla neşeli okumayı seven, konuşmayı seven, çoğunlukla dinleyen kendi halinde yazıp okuyan  bir insan diyebiliriz. Tabii herkes için mahlassızım nasıl birisi bilemiyorum. Çoğunlukla beni yaşlı bir sözlük teyzesi sanıyorlar. En ilginç ve komik olanı tatlı bir yazarımızın mutsuz ve öfkeli bir yüksekokul müdiresi gibi olduğumu söylemesiydi. Tabi biraz sohbet edince fikrinin değiştiğini düşünüyorum. Tanımlarımızdan yola çıkarak insanlar fikir yürütebiliyor. Az çok tahmin edebiliyorum hangi tanımlarımın böyle bir intiba uyandırdığını. Ama huysuz ve öfkeli bir insan değilim.

robnaja: Kafa Sözlük ile tanışmanız nasıl oldu? Biraz anlatır mısınız?

mahlassızım: Ben kafa sözlüğü ekşi sözlükte okudum ilk olarak. Açıkçası sözlük kültürüm hiç yoktu. Uzayda mı yaşıyordun, diyebilirsiniz çok tabii. Pandemi süreciyle birlikte evlere kapandık ve o süreçte ekşi sözlüğü keşfettim ve orada kafa sözlük ile ilgili tanımları okudum. Sonra Kafa Sözlük’e geldim. Üye olmadan önce biraz okudum ve hoşuma gitti açıkçası. Üye oldum ve buradayım artık.

robnaja: “mahlassızım” mahlası birazcık Fuzuli’nin mahlasını seçmesini anımsattı bana, sizin nickinizin hikayesi nedir?

mahlassızım: Teşekkür ederim öncelikle Fuzuli’yi anımsatması oldukça mutlu etti. Mahlas olarak seçebileceğim beni tam manasıyla yansıtan bir karakter veya şahsiyet olmadı hiç. Kafa Sözlük’te de bulunduğum süreçte mahlassızım olarak yokluktan var olmak istedim. Biraz tevazu, biraz sadelik. Bunun dışında pek bir esprisi ve dikkat çekiciliği yok mahlasımın açıkçası. Mahlastan ziyade tanımlarımın dikkat çekmesini isterim her zaman. Zaten görüldüğü gibi mahlasım hiç dikkat çekici değil. Mahlası o kadar güzel ve ilginç yazarlarımız var ki imrenmiyor değilim.

robnaja: Kafa Sözlük’te en çok vakit geçirdiğiniz kategori hangisi?

mahlassızım: Kafa sözlükte genel itibariyle akışı takip etmeye çalışıyorum. Ama bütün başlıkları okuyabilmek mümkün olmuyor. Birçok yazarı akıştan keşfedebiliyorum. Bazen bir yazarın tanımını görüp direkt profiline sızıyorum tanımlarını okuyorum. Farklı yazarların fikirlerini okumak yeni şeyler öğrenmek çok keyifli. Kitap- film, bilgi kategorilerini bazen rastgele kategorisini de takip etmeye çalışıyorum. Ama çoğunlukla takip sekmesinden takip ettiğim yazarları okumakla vakit geçiriyorum. 

robnaja: Bir tanımınızda “Alttaki yazar sence mutluluk nerede? Açık adresi biliyor musun?” gibi bir soru sormuşsunuz. Peki sizce mutluluk nedir?

mahlassızım: Mutluluğu bir tanımımda yetinebilmek olarak tanımlamıştım. Gerçekten de en net ve kısa tabiriyle mutluluk, yetinebilmek. Mutluluk herkesin kendi penceresinden baktığı şekilde gördüğü şey. Bana göre mutluluk bizim içimizde ve herkesin içindeki hisler bambaşka.Net olarak mutluluk sevgidir, paradır, şöhrettir vb. bir tanımlamanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü hepimizin mutluluk algısı çok başka. Bazısının mutlu olduğuna bazısı üzülebiliyor. Mutluluk eşiği de çok başka. Kişiye göre değişebiliyor. Elindekiler ile yetinmek derken salt polyannacılıktan bahsetmiyorum. Hepimizin hayatı aynı şartlarda ve güzellikte değil ne yazık ki. Zaten şimdiye kadar kusursuz bir hayatı olan bir insan göremedim. Hepimizin yaşamlarında eksiklikler çok başka. İşte eksikliklere rağmen mutlu olabilecek şeyler bulabilmek önemli. Hayat sürekli şikâyet ederek ve mutsuz olarak geçmez. Geçen hayat geri de gelmiyor. O yüzden mutlu olmak için büyük şeyler beklememek gerekli hayatta diye düşünüyorum.

robnaja: Bir girdinizde korona geçirmiş olduğunuzdan bahsetmişsiniz. Malum bu aralar en büyük hadisemiz bu. Sizde herhangi bir iz bıraktı mı?

mahlassızım: Koronayı hasarsız atlattım çok şükür. Bir iz bırakmadı bende. Ama tabii genel olarak bu pandemi süreci psikolojik olarak insanı etkiliyor. İlk başlarda yoğun hayat temposuna biraz kafa dinleme kendine yönelme olarak düşünmüştüm. Ama pandemi süreci bitmedi bir türlü. Sürekli sınırlı bir hayat artık sıkılganlığa sebep oluyor. Tabi bundan daha önemlisi insanların yakınlarını kaybetmeleri ve ekonomik çöküşler de bir hayli üzücü. Umarım tekrar eski ve güzel günlerimize çabucak döneriz.

robnaja: “Sahaf veya kitabevinde gezmek, kitapları incelemek.” Terapi yerine geçebilecek şeyler başlığında kurduğunuz cümle. Kitap seversiniz, bunu diğer tanımlarınızda da sıkça görüyoruz. Ne tür kitaplardan hoşlanırsınız?

mahlassızım: Ben genel olarak her türden kitap okuyorum diyemem. Genellikle tarih ve psikoloji kitapları ilgimi çekiyor. Küçüklüğümden beri kitap okumayı çok seviyorum ve okumaya çalışıyorum. Hâl böyle olunca insanın belli bir kitap kültürü oluşuyor. Ve hep o türlere yöneliyorum. Sınırlı bir okuma gerçekleşiyor. Ama tabii her tür kitap okunmalı bence. Zaten sözlükte de kitap kategorisi bu yüzden ilgimi çekiyor. Okumadığım farklı türde eserler hakkındaki tanımları okumak benim için kitap tavsiyesi niteliğini taşıyor. Birçok yazarımızdan da tavsiye kitap almaya çalışıyorum. Bilmediğim ve henüz keşfetmediğim türde kitapları tanıma fırsatım oluyor. Yeni türler sevmeye başlıyorum ve mutlu oluyorum açıkçası.

robnaja: Unutulmaz roman karakteri olarak “Bir Delinin Hatıra Defteri” kitabındaki paltosu çalınan yoksul ama şerefli adamı hiç unutamıyorum, demişsiniz. Kısaca bahseder misiniz sizi bu denli etkilemesinin nedeni nedir?

mahlassızım: Kitaptaki paltosu çalınan Akakiyeviç çok şerefli, mahzun ve yoksul bir karakter. Akakiyeviç’in maruz kaldığı bu toplumsal sınıf baskısı kitabı okurken insanın içine işliyor. Baskıya rağmen onurlu bir şekilde memurluk yapan Akakiyeviç’in hiç saygı görmemesi, sürekli alay edilmesi elbette onur kırıcı. Bin bir çaba ile kendisine palto alması artık o palto ile insanların ona saygı duyacağını sanması belki de en büyük yanılgısı. Çünkü insanlar kendilerinde olmayan bir şeyi başkasına veremez. Akakiyeviç’in paltoyu giyip mutlulukla gezinmesi o yaşadığı coşku çok masumca geliyor bana. Saçma toplumsal hiyerarşi, nüfuzlu kişilerin düşüncesizliği, kabalığı ve acımasızlığı insanlara da yansımış. Onuru kırılan ve alay edilen Akakiyeviç en sonunda bu kadar çarpıklığa dayanamıyor. Hastalanıyor ve ölüyor. Toplumda fakir insanların alt sınıf olarak ayrıştırılması ve bu sınıftaki insanların aşağılanması, sürekli sözlerle hırpalanması beni oldukça etkiledi. Sadece bir paltosu olan onurlu bir adamın önce paltosunu çaldılar sonra da onurunu kırdılar. Geriye sadece Akakiyeviç’in hayaleti kaldı.

robnaja: Küçükken emekli olmak istiyormuşsunuz.

Büyüdünüz. Peki şimdiki hedefiniz nedir?                

mahlassızım: Biraz şaka biraz gerçek olarak yaptığım bir tanımdı aslında. Küçükken de şu anda yaptığım mesleğimi yapmak istiyordum. Ama emekli olmak da gayet güzel bir hedef benim için. İş stresi yaşamadan tecrübelerle dolu daha dingin bir hayat çok güzel bir hedef bence. Ama tabii ülkemizde emekli olmak pek istenen bir hedef değil maalesef şartlardan dolayı. Şimdilik hedefim, yaptığım işi her zaman severek doğru bir şekilde ve hakkıyla yapabilmek.

robnaja: “Genellikle her espriye gülerim. Soğuk ve bayat olanlara da. Gülmeyeyim diyorum ama espriyi yapana ayıp olmasın üzülmesin diye gülüyorum. “ kafacıların sevmediği özellikleri başlığındaki tanımınız. Biraz da mizahi yönünüzü görelim. Sizi en çok güldüren olay ya da espriyi paylaşır mısınız?

mahlassızım: Mizahi yönüm hiç iç açıcı değil. Ben de çok isterdim ama maalesef yaman bir mizahşör değilim. Ama yanımda espri yaptıklarında üzülmesinler diye gülerim çoğunlukla. Size bir espri yapamam ama komik bir anımı anlatabilirim. Olay anı benim için pek komik değildi aslında.

Yağmurlu ve şiddetli rüzgârlı bir günde dışarı çıkmam gerekti. Kısa bir işim vardı hemen halletmek için şemsiyemi aldım ve çıktım dışarı. Yağmur biraz hafiflemiş ama rüzgâr gittikçe şiddetini arttırıyordu. Ben hızlıca işimi halletmiş eve dönüyordum artık. Mesafe çok azdı o yüzden herhangi bir araca binmedim. Rüzgâr bir ara artık o kadar şiddetlendi ki benim şemsiye nasıl sağa sola manevralar yapıyor. Ben de sıkıca tutmuş eve doğru yürümeye çalışıyorum o hengamede. Bir an artık şemsiye benim kontrolümden çıktı ben onun kontrolü altına girdim. Sağa sola salvolar yapıyor beni de sürüklüyordu. Artık göğe doğru yükseleceğim bir anda şemsiyeyi bırakıverdim. İkimizde özgürlüğümüze kavuştuk sonunda. Şemsiye beni uçuramayınca kendisi caddenin diğer tarafına doğru süzüldü. Şemsiyeyi izlerken çevredeki teyzelerin benim biraz önceki şemsiye ile olan hava harbimi izlediklerini anladım. Çünkü hepsi bana bakıp kıs kıs gülüyordu. Zaten şemsiye kullandığım son anım da olabilir bu anı. Şemsiye kullanmaktan nefret ediyorum artık. Bir de bana bakıp gülen teyzelerden.

robnaja: “Yalnızlık sahip çıkılan ancak sahip çıkıldığı zaman yalnızlık olabilen bir şeydir.” diyerek yalnızlığı tanımlamışsınız. Buradaki yalnızlık fiziksel mi yoksa ruhen bir başınalık mı arzuladığınız?

mahlassızım: Bahsettiğim ruhen bir başınalık. Fiziksel yalnızlık çok başka bir şey. Bilinçli bir yalnızlık, ruhen bir başına olmak. Kimsesiz olmamana rağmen kendi iraden ile yalnız olabilmektir. Yalnızlık, “edebiyatının” yapıldığı kadar kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bilinçli bir başınalık, İnsanın kendini ve hayatını sorguladığı, anlamlandırdığı bir süreç bence. Kimsesizlikten oluşan fiziksel yalnızlık elbette üzücü ve çaresiz hissettirebilir. Çünkü isteyerek gerçekleşen bir süreç değil.

robnaja: Dİsmorfofobiyi tanımlamışsınız bir girdinizde buradan yola çıkarsak sihirli bir değneğiniz olsa vücudunuzda değiştireceğiniz yer, neresi olurdu?

mahlassızım: Dismorfofobide takıntılı bir şekilde kendini beğenmeme gibi bir durum söz konusu. Açıkçası ergenlik döneminde olsaydım belki vücudumda sevmediğim ve sürekli düşündüğüm bir yer olabilirdi. Ama şimdi düşündüğümde vücudumda sevmediğim keşke farklı olsaydı dediğim bir yer yok. Hepsi beni ben yapan şeyler. Kendimi seviyorum sanırım, o yüzden değişmesini istediğim ve kafama taktığım herhangi bir yerim yok. Sadece uykusuz kalınca ve çok yorulunca ortaya çıkan şu gözaltı morluklarıma sihirli değneği dokundurmak isterdim.

robnaja: Kafa Sözlük yazarlarından birisini engellediğiniz oldu mu? Ve siz herhangi bir yazar tarafından engellendiniz mi?

mahlassızım: Kafa sözlükte engellediğim hiçbir yazar yok. Herkes özgürce kendini ifade ediyor. Bazen düşüncelerimizi bazen bildiklerimizi anlatıyoruz. Her yazar kıymetli benim için. Herkesi okumaya anlamaya çalışıyorum. Çünkü herkesten öğrenebileceğimiz şeyler olduğunu düşünüyorum. Öğrenmekten kastım salt bilgi değil sadece. Bazen bir duyguyu hissedebilmek bazen farkındalık kazanmak. Hoşlanmadığımız bir yazarı engellemek tabii ki bir seçenek ama bilmiyorum ben yazarları iyi veya kötü, kaliteli veya vasat diye sınıflandırmaktan hoşlanmıyorum. Küfür ve hakaret olmadığı sürece herkes istediğini yazabilmeli. Aksi taktirde özgür bir ortam olduğu fikrine ters düşer.

robnaja: Sevgi tanımını yaparken “Japon düşünür ve yazar Masumi Toyotome 3 tür sevgi olduğunu belirtmiştir. Bunlar eğer, çünkü ve rağmen sevgi türleridir.” Şeklinde bir alıntı yapmışsınız. Objektifi kendinize çevirirseniz siz hangi sevginin insanısınız?

mahlassızım: Japon yazarın sevgi türlerini öncelikle açıklarsak eğer türündeki sevgi de bir koşula bağlanmış. Yani bir şey karşılığında verilen sevgi. Beklentilere göre hareket ediliyor. Saf sevgi değil tabii ki. Bu hepimizin de hayatında yer edinen sevgi türü. Akıllı olursan seni severim veya başarılı olursan seni severim gibi koşullarla kimi ebeveyn bile çocuğuna bu sevgiyi gösteriyor.

Çünkü türü sevgide de sevgi bir nedene bağlanmış. Seni seviyorum çünkü akıllısın, başarılısın, güzelsin gibi gibi… Yine saf bir sevgi değil. Ama hepimizin hayatında yer ediniyor.

Rağmen türündeki sevgide ise hiçbir neden ve koşul aramadan sever insan. Saf ve çıkarsız sevgidir. Daha samimi ve içtendir. Sanırım en az görülen sevgi türü. “Eğer” ve “çünkü” türündeki sevgiler benim için insana yük gibi geliyor. Sürekli bir şeyi veya bir insanı sevmek için neden aramak, koşul sunmak gerçekten yorucu. “Eğer” ve “çünkü” sevgi türleri hepimizin hayatının içerisinde yer alıyor. Bu yadsınamaz bir gerçek. Ama hayatımızın ne kadarında bu yükleri taşıyoruz o farklılaşır. Rağmen türü sevgiyi hayatımın merkezine koymaya çalışıyorum. Çoğunlukla sevmek için bir neden veya koşul aramıyorum.

robnaja: Bir ara sözlükten ‘kafa izni’ ne ayrılmıştınız. Biz sizi çok özledik. Siz de bizim sizi özlediğimiz kadar burayı özlediniz mi?

mahlassızım: Evet yoğunluğumdan ötürü bir ara vermiştim sözlüğe. Ben de sözlüğü ve arkadaşlarımı çok özledim tabii ki. Anonim olarak var olsak da burada fikirlerimizle bir kimlik kazanıyoruz. Etkileşim kuruyoruz. Ve bu da aidiyet hissettiriyor.

robnaja: Sevenlerinizi görüyoruz, sevdiklerinizi de görelim. Sözlükte tanıştığınız, burayı güzelleştiriyor dediğiniz yazarlar var mı?

mahlassızım: Bütün yazarlar sözlüğü güzelleştiriyor bence. Hepsi farklı bir renk katıyor. Şimdi düşündüğümde ben bu yazarı da sevmiyorum diyebileceğim bir yazar olmadı hiç. Sevgi pıtırcığı da değilim ama bilmiyorum. Hepsini seviyorum ama tabii bazı yazarlar benim için farklı bir noktada yer alıyor. Sohbet ettiğim, fikirlerine önem verdiğim birkaç özel dostum var. Kafa sözlüğün bana kazandırdığı en büyük güzellikler. Tabii bir de sözlükten ayrılan arkadaşlarım var. Onlar için ayrıca üzüldüm tabi. Onlarla tanışmak sohbet etmek benim içim ayrı bir mutluluktu. Hem belki bir gün geri dönerler. Kim bilir. Ama sevdiğim yazarları isim isim belirtmek istemem açıkçası. Bende saklı kalmasını tercih ederim.

robnaja: Biraz da biz… “Sözlük Dergi” hakkındaki düşüncelerinizi alalım. Korkmayın, eleştirinin her türlüsüne açığız. “Bence Sözlük Dergi… “bu boşluğu bizim için doldurur musunuz?

mahlassızım: Sözlük Dergi çok güzel bir proje bence. Her alana dair çok güzel yazılar var. Yazarların kendi yazılarını tanımları dışında okumak ayrıca keyif veriyor. Ben sözlükte tanımlarına denk gelmediğim birçok yazarı sözlük dergisindeki yazılarıyla keşfettim. Bu da ayrıca mutluluk veriyor. Yazarlar kendi yazılarıyla yön veriyor dergiye ve açıkçası birçok alanda da çok güzel yazılar paylaşılıyor. İlgiyle okuyorum hepsini. Sözlük Dergi’sine yazılarını gönderenlere ve bu güzel yazıları bizler için düzenleyip bir araya getirdiğiniz için size ayrıca teşekkür ederim.

  • https://ip169.ozelip.com:10977