SEVGİ

On beş- on altı yaşlarında lise öğrencisiyken sınıfta bana sürpriz bir doğum günü hazırlamışlardı. Nasıl mutluyum anlatamam. Ayaklarım yere basmıyor, bütün sıraları gezip teşekkür ediyorum. Çocukluğumdan beri terk edemediğim yegâne duygudur zaten minnet.  Bu arada sorarım minnet güzel mi şey mi? Neyse bir ara bu konuya da değinelim bence. Boynum eğik, benim için çabalayıp, emek verip bir parti hazırlamışlar, nasıl minnet duymam? Arkadaşlarımdan biri diğer bir arkadaşım için “Planı o yaptı, ona teşekkür etmelisin.” dedi.

Ben de etekleri zil çalarak -ki bu deyimi çok severim kullanmak da nasip oldu, neyse konumuz deyimler değil- geldim yanına. Dedim ki: “Çok teşekkürler planı sen yapmışsın, çok mutlu oldum.” Bu döndü “Sana söz vermiştim, o günden beri sırtımda yüktü. Oh kurtuldum, daha da benden bir şey beklemezsin!” dedi.  Sanki koca bir yükten kurtulmuş gibi, dahası o yükü de orada sırtıma bıraktı. O gün anladım yaşanılan olayların arkasında ki mâna çok daha önemliymiş.

Türkan Şoray, o meşhur filminde sevginin emek olduğunu belirtmişti. E şimdi sorarım benim için plan yapmış, koca sınıfta doğum günü kutlamış ortada emek var sevgi yok. Arkadaşlık var, dostluk yok.

Bir doğum günü var ama partinin başrolündeki kızda mutluluk yok. O zamandan beri sevgi emek mi, değil mi muallaktayım.

Sevgilerinizin üstüne yapıştırdığınız, fedakârlık sandığınız biçimsiz bencilliklerinize emek deyip bunu sevgiye dâhil etmeyin. Türkan da bence çok emin değil. Çünkü Cemşit’e dönerken İlyas’a ağlıyordu. Biraz da bunları konuşalım sevgili seyirciler.

İnsanoğlu bazen emeği kendine veriyor. Hep demişimdir zaten ayrılık acısının bu kadar büyük yaşanmasının sebebi verilen emeğin heba olması düşüncesi. İnsanoğluna bir üst sürüm yüklenene kadar saf sevgiyi yaşayabileceğine dair inancımı yitirdim. Al ver dengesi, seversen severim, ya da duyulan aşka karşılık verilen sevgi, o kişiye mi ait yoksa tarafınıza duyulan sevgiye mi? Kafamda deli sorular.

Şimdi siz diyebilirsiniz: “Ben saf sevgiyim buldum, karşılıksız seviliyorum.” Sen halt etmişsin.  Varsa öyle bir durum Nobel ödülünü hak etmişsinizdir ya da bir tepsi fıstıklı baklava. Açıkçası bana soracak olursanız -soranda yok ama- günümüz sevgileri kafiye uysun diye şiirin sonlarına eklenmiş rastgele sözcüklere benziyor; öyle alakasız, öyle eğreti. Sevgiler bence Özdemir Asaf’ın ‘Lavinia’ şiirinde,  Neşet Ertaş’ın Leyla’ya türkü yazdığı zamanlarda kaldı. Zaten dünyanın en şanslı kadınları da onlardı.

Ne demiştim doğum günüm. O günden sonra her doğum günü aklıma gelir, o sözler. O koca parti ve boğazımda kalan pasta. O günden sonra pastayı sevmedim, sevemedim. Sevgi emek mi? Hiç bilemedim.

 GÖZDE KILIÇASLAN

  • https://ip169.ozelip.com:10977